Sinir Sistemi Cerrahisi Dergisi: 7 (1)
Cilt: 7  Sayı: 1 - 2021
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Kapak
Cover

Sayfa I

2.
Danışma Kurulu
Advisory Board

Sayfalar II - III

3.
İçindekiler
Contents

Sayfa IV

4.
Editörden
Editorial

Sayfa V

DERLEME
5.
Omurilik Yaralanmalarında Kullanılan Sınıflamalar
Classifications Used in Spinal Cord Injuries
Erek Öztürk, Yener Akyuva, Erdinç Civelek
doi: 10.5222/sscd.2021.84856  Sayfalar 1 - 7
Ortak bir dil oluşturmak, bilginin sağlıklı paylaşılmasına olanak verir. Klinik gidişatın takibi gibi pek çok yarar sağlayan bu dilin oluşumunda sınıflamaların rolü büyüktür. Omurilik yaralanmalarında sınıflamalar muayene esaslı olduğundan standardize bir muayene ve kayıt ile farklı tedavilerin sonuçları da daha net ortaya konabilecektir. 1969’da Frankel tarafından temelleri atılmış olmakla beraber, American Spinal Injury Association (ASIA) ve International Spinal Cord Society (ISCoS) tarafından geliştirilen “Omurilik Yaralanması Nörolojik Sınıflaması için Uluslararası Standartlar” (International Standards for Neurological Classification of Spinal Cord Injury- ISNCSCI) en yaygın kullanılan ve hassas sınıflamadır.
Nörolojik değerlendirmenin dışında omurilik yaralanmalarında fonksiyonel durumun belirlenmesi için Fonksiyonel Bağımsızlık Ölçeği, Modifiye Barthel indeksi, Spinal Kord Bağımsızlık Ölçeği, Kuadripleji Fonksiyonel İndeksi, Spinal Kord Yaralanması için Yürüme İndeksi, Spinal Kord Yaralanması Fonksiyonel Ambulasyon Envanteri gibi ölçekler vardır. Ayrıca omurilik yaralanmalı hastada ağrı değerlendirmesinde Assessment of Spinal Cord Injury Basic Pain Data Set, Çok Boyutlu Ağrı Envanteri, DN4 (Douleur Neuropathique DN4) gibi ölçekler kullanılabilir.
Creating a common language allows information to be shared well/wholesome/healthily. Classifications have a important role in the formation of this language, which provides many benefits such as follow-up of the clinical course. Classifications in spinal cord injuries are based on examination, so the results of different treatments can be revealed more clearly with a standardized examination and registration. The International Standards for Neurological Classification of Spinal Cord Injury (ISNCSCI) which is the most sensitive and common classification was developed by the American Spinal Injury Association (ASIA) and the International Spinal Cord Society (ISCoS), although its foundations were laid in 1969 by Frankel.
Apart from neurological evaluation, there are scales such as Functional Independence Scale, Modified Barthel Index, Spinal Cord Independence Scale, Quadriplegia Functional Index, Walking Index for Spinal Cord Injury, Spinal Cord Injury Functional Ambulation Inventory to determine the functional status in spinal cord injuries. Additionally scales such as Assessment of Spinal Cord Injury Basic Pain Data Set, Multidimensional Pain Inventory, DN4 (DouleurNeuropathique DN4) can be used for pain assessment in a patient with spinal cord injury.

6.
Omurilik Yaralanmalarında Medikal Tedavi
Medical Treatment in Spinal Cord Injury
Halil Can, Eyüp Can Savrunlu, Serdar Kabatas
doi: 10.5222/sscd.2021.80764  Sayfalar 8 - 13
Omurilik yaralanmaları insanlarda sosyal ve psikolojik problemlere yol açıp pahalı bakımlar ve tedaviler gerektirir. Son yıllarda çeşitli farmakolojik ajanlar akut omurilik yaralanmalarında test edilmiştir. Büyük ölçüde prospektif, randomize, kontrollü klinik çalışmalar, laboratuvardaki başarılarının aksine belirgin nörolojik yararlılık göstermede başarısız olmuşlardır. Akut omurilik yaralanmalarında sekonder hasarı önlemek için etkili bir nöroprotektif farmakolojik ajan arayışı, temel bilimler ve aynı şekilde klinisyenler için öncelikli hedefler olmaya devam etmektedir.
Spinal cord injuries cause psychological in humans and require expensive care and treatments. In recent years,
various pharmacological agents have been tested in acute spinal cord injuries. Prospective randomized controlled
clinical trials on a large scale have failed to demonstrate significant neurological progression, in contrast to their
success in the laboratory. The search for an effective neuroprotective pharmacological agent to prevent secondary
damage in acute spinal cord injuries remains primary goals for basic sciences and clinicians.

7.
Gliobastomlarda Multimodal Tedavi
Multimodal Treatment in Glioblastomas
Ercan Çetin, Serdar Kabataş
doi: 10.5222/sscd.2021.83703  Sayfalar 14 - 25
Glioblastom en sık görülen primer beyin tümörüdür. Agresif cerrahi rezeksiyon, radyoterapi ve adjuvan kemoterapi
uygulamalarına rağmen ortalama sürvi 14-16 aydır ve 5 yıllık sürvi yalnızca %2’dir. Bu kötü prognoz yeni
tedavi modaliteleri geliştirilmesini gerektirmiştir. Elektrik alan tedavisi, moleküler olarak hedeflendirilmiş ilaçlar,
antianjiyojenik moleküller, immün kontrol noktası inhibitörleri, tümör aşıları, kimerik antijen reseptör-T hücresi,
viral onkolitikler ve mezenkimal kök hücre vektörleri hâlen geliştirilmekte olan modalitelerden bazılarıdır.
Glioblastomas are the most common primary brain tumors. Despite aggressive resection, radiotherapy and concomitant
chemotheraphy overall survival is 14-16 months, and 5 year survivial rate is only 2%. The poor prognosis
required development of new treatment modalities. Tumor Treating Fields, molecularly targetted drugs,
antiangiogenic molecules, immune checkpoint inhibitors, tumor vaccines, Chimeric Antigen Receptor-T cell, viral
theraphy and oncolytic viruse and mesenchymal stem cell vectors are some of the modalities that are currently
being developed.

8.
Nöroendoskopi Tarihçesi
History of Neuroendoscopy
Osman Boyalı, Mourat Chasan, Furkan Diren, Erdinç Civelek, Serdar Kabatas
doi: 10.5222/sscd.2021.96641  Sayfalar 26 - 29
İki yüz yıllık tasarım sürecinden sonra endoskopi nöroşirurjikal girişimlerde intraventriküler cerrahi, kafa tabanı
cerrahisi, spinal cerrahi ve diğer çeşitli uygulamalar amacıyla günümüzde yaygın olarak kullanılmaktadır. 1900’lü
yılların başında başarısız cerrahi girişimler nedeniyle gündemden düşen nöroendoskop ilerleyen zamanlarda mikrocerrahiye
yardımcı olması amacıyla yeniden kullanıma girmiştir. Teknolojinin gelişmesiye etkinliği artan nöroendoskopi
tamamlayıcı özelliğinden çok başlı başına nöroşirurji ameliyat odasının vazgeçilmez bir ekipmanı
hâline gelmiştir. Bu makalede amacımız, güncel nöroşirurjikal alanda kullanılan nöroendoskopinin hekimlere
tarihçesini anlatmaktır.
two hundred years of design, endoscopy is widely used today in neurosurgical interventions for intraventricular
surgery, skull base surgery, spinal surgery and various other applications. Neuroendoscope, which had fallen
off the agenda in the early 1900s due to unsuccessful surgical interventions, was re-used to assist microsurgery
in the future. It has become an indispensable equipment of the neurosurgery operating room itself, rather than the
complementary feature of the neuroendoscopy, which has increased effectiveness in the development of technology.
In this article, our aim is to tell the history of neuroendoscopy used in current neurosurgical field to physicians.

RETROSPEKTIF ÇALıŞMA
9.
Torakolomber Kırıkların Tedavisinde Torakolomber Yaralanma Sınıflaması ve Şiddet Skoru (TLICS) Kullanımının Sonuçları
Results of using Thoracolumbar Injury Classification and Severity Score (TLICS) in Treatment of Thoracolumbar Fractures
Serdar Kabatas, Erdinç Civelek, Erek Öztürk, Eyüp Can Savrunlu, Murat Kahraman, Yener Akyuva, Ercan Çetin, Furkan Diren, Osman Boyali, Omer Ozdemir
doi: 10.5222/sscd.2021.30092  Sayfalar 30 - 39
Amaç: Bu çalışma ile TLICS ve LSC skorları itibariyle kifoplasti veya posterior segmentasyon ile tedavi edilen hastalarda kısa ve uzun dönem
ağrı şiddeti değişikliklerini ve uzun süreli korreksiyon oranlarını karşılaştırmak için bu sınıflandırmaların özgüllüğünü değerlendirmeyi amaçlandı.
Materyal ve Metod: Torakolomber kompresyon ya da burst fraktürü nedeniyle 2012 ile 2015 yılları arasında opere edilen 106 hastanın tıbbi
kayıtları retrospektif olarak incelendi. Hastalar, takiplerinde postoperative radyografi ve vizüel ağrı skalası (VAS) ile değerlendirildi.
Sonuçlar: Kifoplasti grubunda ortalama hastanede yatış süresi 6,53 ± 4.51 idi. Ortalama preoperative cobb açısı 10.76 ± 11.67 derece iken; postop
1. ayda 10.19±10.66 derece olarak ölçüldü. Bununla birlikte ortalama preoperatif VAS skorları 7.93±0.68 iken; sırası ile 6. ayda ve 12. ayda
4.25±0.77 ve 2.75 ± 1.43 oldu. Enstrümantasyon grubunda 42 hasta vardı. Ortalama hastanede yatış süresi 13.47±10.43 gündü. Ortalama preoperative
cobb açısı 15.84±10.52 derece iken; post-operatif 1. ay takiplerinde 11.86±8.15 derece olarak ölçüldü. Preoperatif VAS skorları 7.71±0.71 iken;
sırasıyla 6. ay ve 12. ayda 4.09±0.79 ve 4.26±1.23 oldu.
Sonuç: Kifoplasti grubunda enstrümanstasyon grubuna kıyasla uzun dönem takibinde daha fazla korreksiyon kaybı izlenirken VAS skorları daha
düşük idi. Kifoplasti hastalarında TLICS skorlarının değerlendirilmesi hala 64 hastalık vaka serimize dayanmaktadır.
Aim: To compare short and long term pain intensity changes and long term loss of correction rates in patients who were treated either by kyphoplasty
or posterior segmentation due to their TLICS and LSC scores, therefore evaluate the specificity of these classifications.
Material and Methods: Medical records of 106 patients operated due to thoracolumbar compression or burst fracture in our clinics between
years 2012 to 2015 have been evaluated retrospectively. The patients were evaluated with postoperative radiography (loss of reduction) and visual
analogue scale (VAS) in their follow-ups.
Results: The average stay on hospital was 6.53 ± 4.51 days in kyphoplasty group. The mean preoperative cobb angle was 10.76±11.67 degrees,
which improved to 10.19±10.66 degrees at postoperative 1th month. Beside this, the mean preoperative VAS score was 7.93±0.68 then improved
to 4.25±0.77 and 2.75 ± 1.43 at postoperative 6th, 12th month follow-ups respectively. There were 42 patients in instrumentation group. The
mean hospitalization was 13.47±10.43 days. The mean preoperative cobb angle was 15.84±10.52 and it improved to 11.86±8.15 degrees at the
postoperative 1th-month follow-up. The preoperative VAS scores of the patients improved from 7.71±0.71 to 4.09±0.79 and 4.26±1.23 at 6th and
12th month follow-ups.
Conclusion: In long term follow up the kyphoplasty group showed more loss of correction however lesser VAS scores comparing to the instrumentation
group. Although evaluating TLICS scores to kyphoplasty patients is still based on case reports in our series it was performed to 64 patients.

OLGU SUNUMU
10.
Anterior Servikal Diskektomi ve Füzyon Yapılan Olguda Ender İki Komplikasyonun Birlikteliği
The Case With Two Rare Complications in Anterior Cervical Discectomy and Fusion
Erek Öztürk, Zeynep Dağlar, Serhat Cömert, Ali Dalgıç
doi: 10.5222/sscd.2021.07108  Sayfalar 40 - 43
Anterior servikal diskektomi ve füzyon (ASDF), vertebral enstrümantasyon prosedürleri içerisinde en yaygın
olarak kullanılanıdır. Bu makalede, dejeneratif servikal myelopatisi bulunan hastaya uygulanan ASDF operasyonu
sonrası oluşan vertebral arter yaralanma şüphesi ve revizyonu sonrası meydana gelen vokal kord paralizisi
komplikasyonları yaşanan hasta sunulmuştur. Bu komplikasyonların en aza indirilmesini sağlamak için, cerrahi
anatomi farklılıkları nedeni ile radyolojik görüntülemelerin dikkatli değerlendirilmesi ve komplikasyon yönetiminin
önemini vurgulamak amaçlanmıştır.
Anterior cervical discectomy and fusion is the most widely used vertebral instrumentation procedure. In this report,
we present a patient with suspected vertebral artery injury and vocal cord paralysis complications after ASDF operation.
In order to minimize these complications, it is aimed to emphasize the importance of careful management
of radiological imaging and complication management due to surgical anatomy differences.

 
 
 

LookUs & Online Makale